Uzm. Dr. Yaprak Arslan Psikiyatrist & Psikoterapist

İzmir Psikiyatrist

İzmir Psikoterapist

izmir Psikolog

Psikiyatrist

Psikoterapist

Psikolog

Major Depresyon

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Sosyal Fobi

Panik Atak

Obsesif Kompulsif Bozukluk OKB

(DEHB) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Bipolar Bozukluk

Depresyon Tedavisi

Destekleyici Psikoterapi

EMDR

Cinsel Terapi

Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklar

"Mükemmel Olmayacaksa Hiç Olmasın" Mükemmeliyetçilik ve Erteleme

Uzm. Dr. Yaprak Arslan Psikiyatrist & Psikoterapist

Bir işi yapmak istediğimiz hâlde bazen bir türlü başlayamayız ya da kendimizi başlamaya hazır hissetmeyiz.

Bazen başlamayı zorlaştıran şey, o işi yapamayacağımızı düşünmek değil, istediğimiz kadar iyi yapamayacağımızdan kaygılanmaktır. Özellikle bizim için önemli olan işlerde, ortaya çıkacak sonucun beklentimizin altında kalması düşüncesi ertelemeye yol açabilir.

“Çok iyi yapamayacaksam hiç yapmayayım.” düşüncesi de harekete geçmeyi zorlaştırabilir.

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman titizlik, yüksek standartlar ve daha iyisini yapma çabasıyla ilişkilendirilir. Ancak mükemmeliyetçiliğin bir başka yüzü de “yeterince iyi” olanı kabul etmekte zorlanmaktır.

Mükemmeliyetçilik her zaman daha çok çalışmak anlamına gelmez

Sorun, yaptığımız işi önemsemek, iyi yapmak istemek ve kendimize yüksek standartlar koymak değildir. Mükemmeliyetçilik üzerine yapılan araştırmalar da yüksek kişisel standartlarla; hata yapma konusunda aşırı kaygı duyma, performansından sürekli kuşku duyma ve kendini sert biçimde değerlendirme gibi özelliklerin birbirinden ayrılması gerektiğini gösterir.

Bir işi iyi yapmak istemekle, çok iyi yapmak zorunda hissetmek aynı değildir.

Standartlar katılaştıkça hata yapmaya, eksik bırakmaya ya da beklenenden daha düşük bir sonuçla karşılaşmaya tolerans azalabilir. Bazı kişilerde beklentinin altında kalan bir performans, yalnızca yapılan işle ilgili bir hayal kırıklığı olarak kalmayıp kişinin kendisini yetersiz hissetmesine de neden olabilir.

Böyle olduğunda yapılacak işin üzerindeki baskı artar ve başlamak zorlaşabilir.

“Mükemmel olmayacaksa hiç olmasın”

Mükemmeliyetçilikte görülebilen düşünme biçimlerinden biri ya hep ya hiç düşüncesidir.

“Bir şey ya çok iyi olmalıdır ya da iyi değildir.”

Oysa günlük hayatta yaptığımız pek çok şey bu iki uç arasında yer alır. Bir sunum iyi olabilir ama bazı eksikleri bulunabilir. İlk taslak istediğimiz gibi olmayabilir ama üzerinde çalışıldıkça gelişebilir. Verdiğimiz bir kararın hem avantajları hem dezavantajları olabilir.

Mükemmeliyetçi beklentiler arttığında bu ara alanı kabul etmek zorlaşabilir.

Kişi daha başlamadan ortaya çıkacak sonucu düşünmeye başlayabilir:

“Ya istediğim kadar iyi olmazsa?”

Böylece henüz yapılmamış bir iş, daha başlamadan yüksek bir beklentinin ağırlığını taşımaya başlayabilir.

Mükemmeliyetçilik ve erteleme neden birlikte görülebilir?

Mükemmeliyetçilik ile erteleme ilk bakışta birbirine zıt görünebilir. Mükemmeliyetçi birinin daha çok çalışmasını, işlerini zamanında ve eksiksiz yapmasını bekleyebiliriz.

Ancak mükemmeliyetçiliğin bütün boyutları ertelemeyle aynı şekilde ilişkili değildir. Araştırmalarda özellikle hata yapma konusunda yoğun kaygı duyma, performansından sürekli kuşku duyma ve kendini aşırı eleştirel değerlendirme gibi daha işlevsiz mükemmeliyetçi özelliklerin ertelemeyle ilişkili olabileceği gösterilmektedir.

Bir işe başlamak, aynı zamanda ortaya çıkacak sonuçla karşılaşmak anlamına gelir. Sonuç istediğiniz kadar iyi olmayabilir, hata yapabilirsiniz ya da yaptığınız şeyi yeterince iyi bulmayabilirsiniz.

Ertelemek ise bu ihtimallerle karşılaşmayı bir süre daha geciktirir.

Bu nedenle erteleme kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak iş ortadan kalkmaz. Zaman azaldıkça baskı artar ve kişinin kendisine yönelik eleştirileri devreye girebilir:

“Yine son ana bıraktım.”

“Neden bir türlü başlayamıyorum?”

“Daha önce başlasaydım böyle olmayacaktı.”

Böylece bir döngü oluşabilir:

Yüksek beklenti → iyi yapamama kaygısı → erteleme → kısa süreli rahatlama → zaman baskısı → kendini eleştirme → başlamanın daha da zorlaşması

Hazırlanmak ne zaman ertelemeye dönüşür?

Mükemmeliyetçilik her zaman açıkça “mükemmel olmalı” şeklinde görünmez.

Bazen oldukça makul görünen düşüncelerle karşımıza çıkar:

“Biraz daha araştırayım.”

“Önce kafamda tamamen netleştireyim.”

“Daha fazla vaktim olduğunda başlayayım.”

“Biraz daha hazır hissetmem gerekiyor.”

Elbette araştırmak, hazırlanmak ve plan yapmak birçok iş için gereklidir. Ancak hazırlık sürekli uzuyor ve bir türlü uygulamaya geçilemiyorsa, hazırlık fark edilmeden ertelemenin bir parçası hâline gelmiş olabilir.

Çünkü başlamak çoğu zaman bir miktar belirsizliği de kabul etmeyi gerektirir.

Her şeyi bilmiyor olabiliriz. İlk denememiz istediğimiz gibi olmayabilir. Daha sonra değiştirmemiz, düzeltmemiz veya yeniden denememiz gerekebilir.

Bir şeyin ilk hâlinin eksik veya geliştirilebilir olmasına izin verebilmek de sürecin doğal bir parçasıdır.

Ertelemek her zaman tembellik midir?

Bir türlü harekete geçemeyen kişi zamanla kendisini “tembel”, “disiplinsiz” ya da “iradesiz” olarak değerlendirmeye başlayabilir.

Oysa ertelemenin tek bir nedeni yoktur. Dikkat ve planlama güçlükleri, kaygı, düşük motivasyon, görevin zor veya sıkıcı bulunması gibi pek çok etken ertelemede rol oynayabilir. Mükemmeliyetçi beklentiler de bunlardan biri olabilir.

Bu nedenle yalnızca “Neden başlamıyorum?” diye düşünmek yerine, “Başlamayı benim için zorlaştıran ne?” sorusu daha açıklayıcı olabilir.

Bazen bir işi yapmak istemediğimiz için erteleriz.

Bazen ise tam tersi mümkündür: O iş bizim için o kadar önemlidir ki istediğimiz gibi yapamama ihtimali harekete geçmemizi zorlaştırır.

Dışarıdan ikisi de erteleme gibi görünür. Ancak altında yatan neden aynı değildir.

“Yeterince iyi” olana alan açabilmek

Mükemmeliyetçi beklentileri esnetmek, standartlardan vazgeçmek ya da yapılan işi önemsememek anlamına gelmez.

Bunu hareket edebilmek için kaslarımızın ihtiyaç duyduğu gerginliğe benzetebiliriz. Hareket edebilmek için kaslarımızın belli bir gerginliğe ihtiyacı vardır. Ne çok gevşek ne de çok gergin…

Beklentilerimiz de biraz böyledir. Hiçbir beklentimizin olmaması bizi harekete geçirmeyebilir; beklentilerimizin fazla katılaşması ise hareket alanımızı daraltabilir.

Amaç standartları ortadan kaldırmak değil, hareket etmeye izin verecek kadar esnetebilmektir.

İyi yapmak istemekle, ancak çok iyi yapabileceğimizden emin olduğumuzda harekete geçmek arasında önemli bir fark vardır.

Daha esnek olmak, “Nasıl olsa önemli değil” demek değildir. Bir işi önemsemeye devam ederken, kusursuz olmayabileceğine de alan açabilmektir.

İlk taslak eksik olabilir. Bir karar bütün olasılıklar bilinmeden verilebilir. Yaptığımız bir şey sonradan düzeltilebilir. Bazen hata yapabiliriz.

Bunlar yapılan işi değersizleştirmez. Öğrenmenin, üretmenin ve ilerlemenin doğal parçalarıdır.

Çünkü çoğu zaman bir şeyin iyi hâle gelmesi, daha ilk anda iyi olmasıyla değil; başlamak, denemek, gerektiğinde düzeltmek ve devam etmekle mümkün olur.

Mükemmeliyetçilik bazen seçenekleri ikiye indirir:

Mükemmel yapmak ya da hiç yapmamak.

Oysa bazen ilerleyebilmek, “yeterince iyi” olmasına da izin verebilmekle mümkün olur.

Uzm. Dr. Yaprak Arslan
Psikiyatrist & Psikoterapist