Uzm. Dr. Yaprak Arslan Psikiyatrist & Psikoterapist
İzmir Psikiyatrist
İzmir Psikoterapist
izmir Psikolog
Psikiyatrist
Psikoterapist
Psikolog
Major Depresyon
Yaygın Anksiyete Bozukluğu
Sosyal Fobi
Panik Atak
Obsesif Kompulsif Bozukluk OKB
(DEHB) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Bipolar Bozukluk
Depresyon Tedavisi
Destekleyici Psikoterapi
EMDR
Cinsel Terapi
Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklar
Toplumsal Şiddet: Neden? Ne yapabiliriz?
Bu yazıyı yazma gereği hissettim, çünkü
sadece bir izleyici olarak kalmak beni rahatsız etti, çözüm aramak için önce bu konunun ciddi bir sorun olduğunun fark edilmesi ve konuşulabilir olması gerekir. Ve mesleki ve sosyal sorumluluğumu yerine getirme ihtiyacı duydum…
Son zamanlarda sıkça, neredeyse sürekli karşılaştığımız şiddet haberleri, çoğumuzun içinde benzer duygular uyandırıyor: üzüntü, öfke, çaresizlik…
Bazen de fark etmeden uzaklaşıyoruz; görmemeye, duymamaya çalışıyoruz. Çünkü bu kadarını taşımak zor geliyor.
Oysa bu duygularımız bize, bir şeylerin yolunda gitmediği sinyalini veriyor… ve aslında bizim de bu toplumda yaşayan bireyler olarak bir sorumluluğumuz olduğunu…
Şiddet sadece bir “olay” değildir.
Birinin fiziksel ya da ruhsal bütünlüğüne zarar veren, sınırlarını ihlal eden her davranış şiddettir.
Ve;
Hiçbir koşul, hiçbir duygu, bir başkasına zarar vermeyi haklı kılmaz.
Şiddet davranışı tek bir nedene indirgenemez.
Bireysel, ilişkisel ve toplumsal birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Bazı durumlarda; olumsuz duygularla baş edememe, kendini ve başkalarının sınırlarını tanıyamama, empati becerisinin yeterince gelişmemiş olması, şiddetin davranışa dönüşmesine zemin oluşturabilir.
Şiddet bir davranıştır ve sorumluluğu vardır.
Bu nedenle asıl hedef;
şiddetin bir sorun olarak adını koymak,
ve tekrarını önleyecek bireysel ve toplumsal çözüm yolları bulmaktır.
Her şiddet haberi sonrası “Bu nasıl olur?” diye soruyoruz… kaygılanıyoruz ve güvensizleşiyoruz..
Bir de, maalesef… alışıyoruz…
İşte belki de en çok burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü alışmak, en sessiz kayıptır.
Şiddete alışmak, onu görünmez kılar.
Görünmeyen bir şeyle mücadele etmek ise çok daha zordur.
Ne yapabiliriz?
Böylesi büyük bir sorun karşısında kendimizi güçsüz hissediyoruz, ama değişim için fark etmeli ve adım atmalıyız.
Öfke, korku, kırgınlık… Bu duygular bastırıldığında değil, fark edilip düzenlendiğinde sağlıklı şekilde ifade edilebilir.
Kendi “hayır”ımızı duymak kadar, başkasının “hayır”ına saygı göstermek de şiddeti önlemenin temelidir. Kendi sınırlarımız kadar, başkalarının da sınırlarını bilmeli ve saygı göstermeliyiz.
Kullandığımız dile dikkat etmeli, fark etmeden şiddeti normalleştiren bir dil kullanmaktan kaçınmalıyız..
Baş edemediğimiz yoğun öfke, kontrol kaybı ya da zarar verme düşünceleri varsa psikiyatrik destek almalıyız..
Ve, görmezden gelmemeli ve çocuklarımıza da bunun görmezden gelinecek bir davranış olmadığını öğretmeliyiz.
Bu olaylardan sonra sıkça “Ben Ne Yapabilirim?” diye soran Ebeveynler ve Öğretmenler oldu… bu çok sağlıklı bir soru…
Çocuklar ve ergenler, dünyayı bizimle kurdukları bağ üzerinden ve gözlemleyerek öğrenir, duygusal yanıtlarında ve tepkilerinde bu çok önemli bir etkendir.
Olumsuz duygularını fark edip, bunun hakkında konuşabilmek, duyguyu yumuşatır ve tepkiyi hafifletir.
Öfkenin doğal bir duygu olduğunu, konuşulabileceğini ancak bu duyguyu denetlemeden, zarar verici şekilde davranışlarına yansıtamayacağını sakince ama net sınırlar belirleyerek anlatmak yol göstericidir.
“Hayır” diyebilmenin hem kendisi hem de başkaları için sınırları belirlediğini ve koruyucu olduğunu öğretin.. Kendi sınırlarını koruyabilmek ve başkalarının sınırına saygı göstermek daha güvenli ilişkiler kurmasını sağlar.
Kendini başkasının yerine koyabilme yani empati becerisinin gelişmesi için, önce siz onunla empati kurun.. görüldüğünü ve duyulduğunu fark ettirin..
Davranışlarını küçümsemeyin ya da görmezden gelmeyin.
Ne Zaman Daha Dikkatli Olmalı?
Ne Zaman Psikiyatrik Destek Düşünülmeli?
Bazı durumlar “geçici” olarak değerlendirilmemeli, daha yakından ele alınmalıdır:
- Sık ve yoğun öfke patlamaları
- Fiziksel zarar verme davranışları
- Empati kurmakta belirgin zorlanma
- Kuralları sürekli ihlal etme
- Sosyal geri çekilme veya belirgin davranış değişiklikleri
- Şiddet içeriklerine aşırı ilgi
- Kendine zarar verme düşünceleri veya davranışları
- Travma sonrası belirgin değişimler (kabuslar, yoğun korku, huzursuzluk)
Burada amaç “etiketlemek” değil;
erken fark etmek ve destek olmaktır.
Erken müdahale, hem çocuk hem de çevresi için koruyucu bir rol oynar.
Okul ve ebeveynin düzenli iletişimde olması, çocuklar için güvenli bir çerçeve oluşturur.
Şiddet, bir anda ortaya çıkmaz.
Çoğu zaman görmezden gelinen, ötelenen, konuşulmayan ve düzenlenemeyen sorunların sonucudur.
Daha güvenli bir toplum;
duyguların görüldüğü, “hayır”ın duyulduğu,
Ve sınırlarının korunduğu yerde başlar…
Ve bu, toplumdaki her bireyin sorumluluğudur.
Psikiyatrist & Psikoterapist